24 Ağustos 2017 Perşembe

Sevgili Pirmegon...

Sabah...
Sevgili Pirmegon... Umarım sana yazdığım mektupları okuyorsundur. Tamam bana cevap yazmanı istemediğimi söylesem de merak ediyorum işte... Okumuyorsan üzülürüm hatta çok çok... İnsan dua ederken tanrının kendisini dinlediğine inanıyor. Görmediğim bir tanrının beni dinlediğine inanıyorum senin de okuduğuna... Dinliyor mudur sahiden... Dinliyordur diye düşünüyorum... Dinlemese bu kadar milyarlarca insan dua eder mi hiç.

Biliyorum sen ateistsin, bu konulara tepkilisin. Hatta dua etmenin kendi gerçeğimizden kaçmak olduğunu söylüyorsun. Olsun belki de insan kendi gerçeğinden kaçtıkça mutludur, Pirmegon. Sahi sen ne kadar gerçeksin...
Geçen bi sohbet sırasında aklıma geldi; neden gerçekle bir türlü aramın iyi olmadığını oradakilere anlatmak. Gerçeğin, gerçek denilen şeylerin egemenlik alanını belirlemek için bir araç, yöntem olduğunu düşünürüm. Bana ekonominin, bankacılığın, üretimin, tüketimin hep bir gerçek ve rasyonel yönü olduğunu anlattılar. Bu arada yazmadan geçmeyeyim ben bankacılık ve dünya bankacılığı üzerine doktora yaptım. Ama
doğrusu hiç bankacılık yapmadım. Senin de bankacılık konusunda çok şey bildiğini sanmıyorum. O nedenle bankacılığı sana anlatmayacağım. Dünyada bankanın neden var olduğunu paranın nasıl kontrol edilmesi gerektiği gibi konuları ise asla...

Sana ne anlatacağımı bilmiyorum aslında. Canım sıkılıyordu iki muhabbet etmek için bunları yazdım. Bence sen tam bir öküzsün! ama olsun iyi biri olabilirsin. Öküzlerin de iyi biri olacağına inanıyorum.
Gönderdiğim mektupları oku yoksa sana küserim
bitti...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder